Altınkoy ve Tozludere:
İki Dünyanın Çarpışması
Medcezir'in temel çatışması sadece klasik bir "fakir oğlan, zengin kız" hikayesi değildir; bu aynı zamanda coğrafi olarak birbirine çok yakın ama sosyo-kültürel olarak ışık yıllarıyla ayrılmış iki farklı gezegenin, Tozludere ve Altınkoy'un çarpışmasıdır.
Altınkoy: Kusursuz Bir Hapishane
Altınkoy, devasa kapılar, yüksek güvenlik kameraları ve sterilize edilmiş sokaklarla çevrili bir ütopyadır. Ancak bu ütopya, sakinleri için aslında camdan bir hapishanedir. Herkesin birbirinin arkasından iş çevirdiği, dedikodunun bir silah olarak kullanıldığı ve "elalem ne der" korkusunun ahlakın önüne geçtiği bir yerdir. Evlerin pencereleri büyüktür, ancak dışarıyı izlemek için değil, diğerlerinin içeriye bakıp imrenmesi içindir. Sude Beylice'nin hayatını bu vitrini korumaya adaması, Altınkoy felsefesinin vücut bulmuş halidir.
Tozludere: Kirli Ama Gerçek
Öte yanda Tozludere vardır. Çamurlu sokaklar, boyası dökülmüş evler ve hayatta kalma mücadelesi... Tozludere estetizmden yoksundur ancak samimiyetin ve acımasız gerçekliğin merkezidir. Altınkoy'da insanlar yalanları zarif cümlelerle süslerken, Tozludere'de yalanlar yumruklarla karşılık bulur.
"Altınkoy, Yaman'a temiz çarşaflar ve parlak bir gelecek sunmuş olabilir; ancak Yaman, Altınkoy'a kaybettikleri bir şeyi, yani 'gerçekliği' getirmiştir."